3 Ekim 2010 Pazar

Bursadan Bit Not

Bursada polis evinin odalarindan birinin  camindan bakarken uzun zamandir dusundugum kuslari gordum. Bir kus toplulugu oyle ucuyorlardi yamacta; azinlik bi kus grubu. Hani yazin sonunda gordugumuz uzun surulere hic benzemiyorlardi. Cocukken gordugun ve anormal bir olay zannetiklerime benzemiyordu. Hani masallardan bir parca gibi gozuken uzun kus surusu vardi ya gecip giden ustunden. Aslinda herseyin normal oldugu zamanlardi. Yemek normal, su normal, disarda top oynamak normal, dusup dizini yarmak normal, ask normal, kavga normal. Dijital olmayan zamanlardi. Uzerinden gecen kuslar normaldi yani hersey gibi. O kuslardan cok uzun zamandir gormuyorum. Ne kadar ozledim o kuslari. Sicak yuva ozlemiyle gocup giden gocGen kuslar. Ya dertlerine geri ucarlar ya da yeni dertler bulmaya  ama monotonluk yoktur yolculuklarinda. Belkide o dur onlar icin monoton olan degiskenlik. Durmadan degisen dunya; etrafina dolastiklari dev kure. Gozleriyle goruyorlardir her gecen gun yesilin griye dondugu ak sacli genc dunyanin gunden gune coktugunu. Hani vardir ya bizimde aramizda oyle insanlar. Genc yasta umutlarina apartmanlar dikilmistir. Penthouse`a cikan umut asansorlerine normalden fazla insan binmistir. Istemeye istemeye cikartir onlari kendisi ile beraber yuksek katlara ama asagi inerken hep bos iner icinde kimse yoktur. ayaklarindan cekerler her seferinde ne zaman yukselse. Insanoglu kus misali derler bi de ne alakasi var. Kuslar asansore binmez ki......